HATA İŞLEYENİ TOPLUM İÇİNDE
                           RENCİDE ETMEMESİ
     
    

 

Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, gördüğü hatalı davranışlarda hatayı işleyen kişiyi bizzat muhatap almaksızın sanki herkese söylüyormuşcasına genel ifadeler kullanırdı. Böylece hata işleyen kişinin toplum içinde rencide olmadan yanlışını düzeltmesini sağlardı.

Hz. Âişe diyor ki:

Peygamberimiz, birisinin kendisi hakkında bir şey söylediğini duyduğunda:

“Falana ne oluyor ki şöyle şöyle söylüyor.” demez de “Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle söylüyorlar.” derdi. (Ebû Dâvud, Edeb, 6)

Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, ba­zen de mu­hâ­tap­la­rı­nın ha­tâ­sı­nı on­la­ra ya­kış­tı­ra­ma­dı­ğı­nı his­set­tir­mek mak­sa­dıy­la:

“– Ba­na ne olu­yor ki si­zi böy­le gö­rü­yo­rum.” bu­yu­rurdu. (Bu­hâ­rî, Me­nâ­kıb, 25; Müs­lim, Sa­lât, 119)

Beşeri münasebetlerde ku­sur­lu­yu utan­dır­ma­mak ve onu kü­çük dü­şür­me­mek için umûmî ifadeler kullanmak, İslâm'ı doğ­ru an­la­yıp ya­şa­mak­ta olan­la­rın müş­te­rek vas­fı­dır. Çün­kü Al­lâh yo­lu, gö­nül yık­mak de­ğil, gö­nül yap­mak­tan ge­çer. Ger­çek­ten, ku­sur­la­rın­dan do­la­yı kı­na­na­rak dış­la­nan ve hor gö­rü­len bir­çok kim­se, an­cak bu üs­lûb ve an­la­yı­şın be­re­ke­tiy­le tek­rar rah­met ik­lî­mi­ne dâ­hil ola­bil­miş­tir.

Peygamber Efendimiz'in örnek hayatından alacağımız şu tablolar ne kadar ibretlidir:

Ya'la bin Ümeyye -radıyallahu anh- anlatıyor:

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- açıkta (izarsız) yıkanan bir adam görmüştü. Derhal minbere çıkarak, Allah'a hamd ve senâda bulunduktan sonra:

“- Allah diridir ve ayıpları örtücüdür, hayayı ve örtünmeyi sever. Öyleyse biriniz yıkanınca örtünsün!” buyurdu. (Ebû Dâvud, Hammâm, 2; Nesâî, Gusl, 7)

Peygamber Efendimiz, Cenâb-ı Hakk'ın Settâr (örtücü) ismini hatırlatarak, genel bir ifadeyle kulların örtünmelerini istediğini belirtmektedir. Şu halde bu emri yerine getirmek, Allah'ın ahlâkı ile ahlâklanmak manâsına gelir. Fahr-i Kâinât -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in bu üslûbuyla o kimse rencide edilmeden haya ve örtünmeye teşvik edilmiş olmaktadır.

Fıtraten hata yapma istidadında olan insan, kusur işlese de psikolojik olarak hatasının yüzüne vurulmasından hoşlanmaz. İnsanın nefsine başkalarını affetmek zor gelir ancak kendisinin affedilmesini, hatta günahlarının örtülmesini ve açığa çıkmamasını arzu eder. Bu insânî hakîkatten hareketle Resûl-i Ekrem Efendimiz, hiç kimsenin kusurunu yüzüne söylemez, bilakis onu ıslah için kalbini incitmeyecek bir yol bulurdu.

Enes bin Mâlik -radıyallahu anh- anlatıyor:

Bir defasında Peygamber Efendimiz, adamın birinin vücudu üzerinde sarı boyalar görünce hoşuna gitmedi. O kişi ayrılmak üzere kalktığında Efendimiz yanındakilere:

“- Şuna söyleseniz de vücudundaki o sarı boyaları yıkasa!” buyurdu.

Zîrâ Allah Resûlü, birisinde hoşlanmadığı bir davranış gördüğünde hiçbir zaman onu yüzüne vurmazdı. (İbn-i Hanbel, III, 133)

Yüce Rabbimiz'in bir ism-i şerifi de “Settâru'l-uyûb”dur. Bu isim, hata ve günahları devamlı olarak ve çokça setreden manasına gelir. Müslüman, Rabbi'nin bu ismiyle ahlaklanarak, Peygamberimiz'in ve ashabın örnek davranışlarından nasip alıp elinden geldiğince insanların hatasını örtmeye çalışmalıdır. En azından onları cemiyet içinde, insanların arasında rencide edip aşağılama yoluna gitmemelidir. Aksi takdirde kişiyi hatadan vazgeçirmeye değil, hatada ısrara teşvik etiğini bilmelidir
 
                                                          
                                             Anasayfa   |   Örnek Şahisyet   |   Kullukta   |   Ahlâkta   |   Âdâbda   |   Tebliğde   |   Terbiyede   |   Muâmelede


                                                                  Bu site "Üsve-i Hasene" İsimli Kitaptan Derlenmiştir.                         
                                       [   ©  Her Hakkı Mahfuzdur   ]