İSTİHÂRE NAMAZI
     
   

Câhiliye döneminde insanlar, yola çıkmak, evlenmek, alış veriş yapmak gibi önemli bir işleri olduğu zaman, fal oklarına başvururlar ve böylece o şeyi yapmanın hayır mı şer mi olduğunu öğrenmek isterlerdi. Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- bunu yasakladı. Çünkü bunun bir aslı yoktu ve sâdece tesâdüften ibâretti. Üstelik bu uygulamada Allâh'a iftirâ da söz konusuydu. Zîrâ okların üzerinde; "Rabbim bana emretti", "Rabbim bana yasakladı" yazıyordu. Fahr-i Kâinât Efendimiz bunun yerine ashâbına istihâre usûlünü öğretti.

İstihârenin en önemli faydası, insanın kendi nefsî arzusunu ortadan kaldırması ve yüzünü Allâh'a dönmesidir. Bu sebeple Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- istihâreye çok önem vermiş ve onu terketmeyi şekâvet alâmeti saymıştır:

"Ademoğlunun saâdet sebeplerinden biri, Allâh Teâlâ'nın hükmüne rızâ göstermesidir. Şekâvet sebeplerinden biri de, O'na istihâre yapmayı terketmesidir..." (Tirmizî, Kader, 15)

İstihâre ile alâkalı olarak Câbir -radıyallâhu anh- şöyle demektedir:

Allâh Resûlü bize, Kur'an'dan bir sûre öğretir gibi, her işte istihâre yapmayı tâlim ederdi. Derdi ki:

"Biriniz bir iş yapmayı arzu ettiği zaman, farzlar dışında iki rekât namaz kılsın, sonra şu duâyı okusun:

«Allâhım, Sen'den hayır taleb ediyorum, zîrâ Sen her şeyi bilirsin. Sen'den hayrı yapmaya kudret taleb ediyorum. Zîrâ Sen vermeye kadirsin, Rabbim! Yüce fazlını da taleb ediyorum. Sen her şeye kâdirsin, ben âcizim. Sen bilirsin, ben câhilim. Sen gaybları bilirsin. Allâhım, eğer bu iş dînim, hayâtım ve sonum için hayırlı ise, bunu bana takdir et ve yapmamı kolay kıl. Sonra da onu hakkımda mübârek kıl. Eğer bu iş, bana dinim, hayâtım ve âkıbetim için zararlı ise; onu benden çevir, beni de ondan uzaklaştır. Hayır ne ise onu takdir et, sonra da bana onu sevdir!»

Daha sonra da istediği duâyı yapsın." (Buhârî, Deavât, 48)

Bir iş hakkında bu şekilde Allâh'a yönelip yalvaran ve hâlisâne yardım talebinde bulunan kulun kalbinde bir huzûr ve itmi'nan husûle gelir, yapacağı iş hususunda da biiznillâh hayırlı tarafa bir meyil oluşur. Bu meyle göre hareket eden kul, netîcede yanlış yapmaktan korunarak hayırlı sonuçlara nâil olur.

 

 

 

 

 

 

                                             Anasayfa   |   Örnek Şahsiyet   |   Kullukta   |   Ahlâkta   |   Âdâbda   |   Tebliğde   |   Terbiyede   |   Muâmelede


                                                                  Bu site "Üsve-i Hasene" isimli kitaptan derlenmiştir.     

                                                           [   Şebnem Tasarım  ©  Her Hakkı Mahfuzdur   ]