Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, Ramazan'dan sonra da zaman zaman nâfile oruç tutmaya devâm ederdi. Genellikle pazartesi ve perşembe günleri oruçlu olmaya dikkat eder ve bunun sebebini de şu şekilde açıklardı; “ Ameller Allâh Teâlâ hazretlerine pazartesi ve perşembe günleri arzedilir. Ben, amelimin oruçlu olduğum halde arzedilmesini severim.” (Tirmizî, Savm, 44)
Bir de her hicrî ayın “eyyâm-ı bîz” denilen 13, 14 ve 15. günlerinde oruç tutmaya önem verir ve ashâbına da tavsiye ederdi. İbn-i Abbas -radıyallâhu anh-:
“Peygamberimiz, eyyâmu'l-bîz'de oruç tutmayı hazarda da seferde de bırakmazdı.” diyerek (Nesâî, Savm, 70) , Efendimiz'in bu günlerde oruç tutmadaki devamlılığını anlatmaktadır. Ayın bedir (dolunay) hâline geldiği eyyâm-ı bîz, insan vücûdundaki suyun, ay çekimine tâbî olarak yükseldiği ve nefisteki taşkınlık meylinin arttığı bir zamandır. Azgın nefis için en iyi dizgin ve günâhlara karşı sağlam bir kalkan olan oruç, bu günlerde insanları sükûnete kavuşturacak tesirli ve güzel bir çâredir.1
Allâh Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-, Şevval ayından altı gün oruç tutmayı teşvik etmiş ve fazîletini şöyle bildirmiştir:
“Ramazan orucunu tutan ve buna Şevval ayında altı gün daha ekleyen kişi, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204)
Şevvâl orucu, Ramazan'dan gereği gibi istifâde edemeyenler için, tamamlayıcı bir rol icrâ eder. Fazîleti beyân edilirken bütün sene oruçlu gibi olunacağının ifâde edilmesi, iyiliklerin on katıyla sevaplandırılacağı esâsına dayanmaktadır.
Bir de Aşura orucu vardır. Âişe -radıyallâhu anhâ-, Ramazan orucu farz kılınmadan önce Aşura orucu tutulduğunu, oruç farz kılındıktan sonra da dileyenin bu oruçlara 9-10 veya 10-11 Muharrem günlerinde devam ettiğini, dileyenin de tutmadığını haber vermektedir. (Muslim, Siyâm, 115)
Allâh Teâlâ, Mûsâ -aleyhisselâm-'ı Firavun'dan ve kavminden Aşura günü kurtarmıştı. Hz. Musâ, bu günde oruç tutmak sûretiyle Allâh'a şükretti. Böylece ehl-i kitâb ve Araplar arasında bu günde oruç tutmak, âdet oldu. Resûlullâh Efendimiz de, bunu olduğu gibi bıraktı ve onun fazîleti hakkında:
“Aşura orucunun, önceki yılın günâhlarına keffâret olacağını Allâh'tan umarım.” buyurdu. (Tirmizî, Savm, 48)
Arefe günü oruç tutmak da tavsiye edilmiştir.
Farz oruçları hakkıyla ifâ ettikten sonra, nâfile oruçları da ihmâl etmemek gerekmektedir. Zîrâ nâfile ibâdetler kulu Allâh'a yaklaştıran en mühim vesilelerdir. |